Söylesiler

Kağıtların reenkarnasyonu Kikkula

Kikkula Gümüşlük

Heykeller, aksesuarlar, abajurlar, kaseler, not defterleri ve daha nicesi eski kağıtların birer sanat eserine dönüşmüş hali. bu tasarımların hepsi upcycling* sistemine Gümüşlük'te hayat bulduran güzel çift; Uta ve Tuna Çiner'in eserleri.

1970'li yılların başı, askeri minibüsler dolmuş görevi görüyor, Bodrum-Gümüşlük arası beş saat sürüyor imiş. Tuna Çiner'in Gümüşlük yolculuğu da bu şekilde olmuş: ‘İlk bakışta aşık oldum buraya, çok sevdim ondan sonra dedim ki; 50 yaşına gelmeden önce buraya yerleşeceğim ve 11 ay Gümüşlük, 1 ay da New York. Onun dışında dünyanın hiç bir yerine bir daha gitmeyeceğim.'

Gümüşlük nasıldı geldiğiniz yıllarda?

Tuna Çiner: ‘Mandalina ticareti, balıkçılık yapılırdı 50-55 hane vardı o zamanlar. bütün sahil şeridi kumsaldı bir kaç yıkık ev ve şu an Belediye Çay Bahçesi'nin bulunduğu yerde tek bir pansiyon vardı. Rüya gibiydi Gümüşlük, doğa çok daha güzeldi, tepeler bakirdi.. Topografisi tamamen değişti tabi.'

2000 yılında Gümüşlük'e taşınan Uta ve Tuna Çiner kağıtlar üzerindeki çalışmalarına Gümüşlük Akademi'nin atölyesinde başlıyorlar. Zaman içinde tasarımlarının gördüğü talep üzerine 2012 yılında hititçe ‘Kayık' anlamına gelen ve müziğini sevdikleri ‘Kikkula' ismiyle dükkanlarını açıyorlar.

Kikkula'ya girdiğinizde gülümseyen gözlerle sizleri karşılayan bir çift göreceksiniz; Uta ve Tuna Çiner. İnsanı en az tasarımları kadar hayran bırakan muhteşem bir uyum var aralarında bu yaz aşklarının 40. yıllarını kutlayacaklar, öyle hikayeden değil gerçek bir aşk hikayesi bahsettiğim..

Tuna Çiner anlatıyor: ‘Tam 40 sene önce, Akçakoca'da camping alanında karşılaştık, toztoprak içinde. Uta'yı gördüm ve 2.5 saat sonra elele tutuşmuştuk o gün bugündür beraberiz.'

Uta Çiner: ‘O dönem öğretmenlik yapıyordum ve Almanya'ya dönmem gerekiyordu, 1 yıl boyunca hemen hemen her gün mektuplaştık, her tatilde Türkiye'ye geldim ve tanıştıktan tam bir sene sonra da evlendik.'

40 yıl oldukça uzun bir zaman, nasıl korudunuz peki bu aşkı?

Tuna Çiner: ‘Hep bağımsızdık birlikte kalma zorunluluğuyla birlikte olmadık hiç bir zaman ve ne kadar yakın olsakta birbirimize karşı hep saygılı olduk, bu mesafeyi koruduk ve hiç bir zaman bozmadık.'

Uta ve Tuna Çiner yaratıcılıkta sınır tanımıyor. Kağıt hamuruyla çalışırken espresso içmek oldukça makul bunda anormal bir durum yok, tamam ama kağıt hamuru ve espressoyu harmanlamak.. Hatta lavanta, yeşil çay, soğan kabuğu ve bu malzemelerin kendi renklerini verdiği muhteşem kaseler..

Uta Çiner'in kağıtlara ilgisi daha çocuk yaşlarda iken, babasının Amerika'dan gelen dostunun getirdiği renkli Japon peçetelerle başlıyor. Üniversitede aldığı Pedagoji ve Güzel Sanatlar eğitiminin ardından 29 yıl boyunca çocuklara verdiği sanat derslerinde, kullanılmış kağıtları geri kazandırarak onlarla neler yaratabileceklerini öğretiyor..

Sanat'a karşı her zaman düşkünlüğü olan Tuna Çiner ise; ODTÜ'de makine mühendisliği okurken son senesinde okulu bırakıyor ve Uta'nın yanına Almanya Hannover'e yerleşerek fotoğraf ve grafik tasarım eğitimi alıyor sonrasında da kendi reklam ajansını kuruyor. 30 yıllık bir süre zarfı üzerine, uzun zamandır hayalini kurduğu ajansını kapatma kararı alıyor ve kendine bir kadeh şarap ısmarlayarak bu keyfi taçlandırıyor..

Aynı gün Uta da, genetik işitme problemi sebebiyle gittiği rutin kontrollerinden birinde, bu kez doktorundan erken emeklilik tavsiyesiyle dönüyor.. Bu tesadüfler zincirinin ardından 8 ay sonra Uta'nın doğum günü olan 14 Temmuz'da bir veda partisi düzenliyor ve Tuna Çiner'in deyimiyle arkalarına bile bakmadan Gümüşlük'ün yolunu tutuyorlar.

Aydınlatmalar, defterler, aksesuarlar bunların yanında Tuna Çiner'in foto-kitap çalışmaları da oldukça ilgi çekici..

Tuna Çiner: 'ODTÜ'den bu yana programcılığa ilgim hep vardı. Almanya'da reklam ajansını satmamın ardından foto-kitap programını yazmaya başladım, yine iki-üç program daha var yazdığım şu an Almanya ve İstanbul'da kullanılan. Foto-kitap konusu Almanya'daki gibi Türkiye'de hiç bir zaman büyük bir iş olmadı ama bu da benim diğer bir iş alanım. 1980'li yılların başından 2000'e kadar fotoğraf sanatıyla uğraşıyordum asıl aşkım fotoğraf tabi ama artık fotoğraf çekmiyorum.

*Upcycling (ileri-yukarı dönüşüm): Geri dönüşümde atıklar çeşitli kimyasal ve fiziksel değişim sonucu kalite kaybına uğrarken, ileri dönüşümde bu eşyalar en az eski kalitesinde olmak koşuluyla, yeniden değerlendiriliyor ve bu sayede kullanım süreleri maksimumda tutulabiliyor.

http://www.kikkula.com