Söylesiler

Eskiler eyiydi eyi

Eskiler

Zeynep Ana ve Hüseyin Amca Gümüşlük'ün sevilen yerlilerinden, Hüseyin Amca dedesinden miras devecilik işiyle uğraşırmış. o zamanlar yol yok, araç yok. Bütün işlerini develerle görürlermiş. Bodrum mandalini diye birşey de yok o dönem..

Hüseyin Amca: 'Gümüşlük'te hep incirlikler vardı. Develere yükler Bodrum'a satmaya götürüp duruduk. 1.5 gün gider gece kalır, sabah erkenden Bodrum'a varırdık. Git gel 3 gün sürerdi. Yol açılınca develerin işi de bitti incir de bitti.'

Zeynep Ana da hayvancılıkla uğraşırmış, 10 senedir de evinde sütünü, ekmeğini, çökelek peynirini, zeytinyağını yaparak; çarşamba günü kurulan Gümüşlük pazarındaki tezgahında satarmış. İkisi de şen şakrak, Zeynep Ana türküler söylüyor dans ediyor, Hüseyin Amca esprileriyle katılıyor. Köyün gelişimi onlara hiç uğramamış.. Gümüşlük'ün köy hayatını yaşatan, koruyan nadir insanlardan; tavukları, kuzuları, inekleri, sebzeleriyle hayatlarından oldukça memnun ikisi de. Zeynep Ana 17 yaşındaymış evlendiklerinde, şimdi 60'ında nicemize taş çıkarır..

Zeynep Ana: 'Çalışan insan yaşlanır mı gari? Yaşlanmaz.. Ben gençliği seviyorum; genç kalmak için ayakta durmak, çalışmak lazım.'

Pazarda tezgah açmaya nasıl karar verdin?

Evde ekmek yapıyordum zaten, bir gün denemek için beş-altı tane yapıp pazara götürdük, öyle böyle başladı gari. 10 seneden fazla olmuştur. Evveli annem hiç satın almazdı, hep fırında ederdik ekmeği, saçta bazlama da yapardık. Şimdi hep fırından alıyorlar, herkes tembel oldu. evveli fırın mı vardı, ekmekler taa Bodrum'dan gelirdi. Babam Bodrum'a gittiğinde ekmek isterdik, delirirdik gari. Beyaz diye en önden koşardık. Elimize alır sıcacık yerdik, bizim ekmeği kara diye istemezdik. Buğday unu kendimizindi, babam ekerdi bitmedi bu buydeylerde beyaz ekmek yiyemedik derdik. Her sene ekilen çuvalla buğday bitsede gari bir çuval kendimize beyaz un alsak diyorduk. Aslında ne kadar faydalı ama tatlı gelmiyordu kara ekmek.

Haftanın en yoğun günü salı Zeynep Ana için, ertesi gün pazarda satmak üzere; sütünü kaynatıyor, yumurtaları topluyor ve başlıyor hamurunu yoğurmaya, hava kararana kadar büyük taş ocağa atıyor tepsi tepsi ekmeklerini.

Zeynep Ana'nın telefonu da susmuyor, Salı günleri ekmeğin çıktığını bilen arıyor haliyle. 'Ben o kadar uğrakmın gari' diyor gülüyor.

İki arada bir derede Zeynep Ana kuruyor sofrayı fırından çıkan sıcacık, mis kokan ekmeği, kendi yaptığı çökelek peyniri, yayık ayranı, toprağından turpu bir de yanında zeytinyağlı baklası. Doymayın keyfime.

Sütte, peynir de Zeynep Ana ve Hüseyin Amca'nın kendi ineklerinden. Köy'ün yerlisi Hüseyin Amca'nın şikayetçi olduğu noktalardan biri ineklerini otlatacak yer bulamamasıyken, ineklerin tezeklerinden rahatsız olan bir kitle de var imiş çevrede. Yaşadığı bölgeye uyum sağlama niyetinden oldukça uzak olan insanlar..

Zeynep Ana: 'Herkes mana bulacak yer arayıp duru. Daha bunlar hiç birşey görmemiş tezek zeyolmasa ayaklar baş olur. İnek olmasa ne yiyip içecekler bunlar sütü, peyniri nereden bulacaklar? Almasınlar o zaman buradan yer, köy yerinde hayvan olmaz mı? Bende bunlara üzülüyorum gari. Sosyetiktir bunlar, ikinci kattan inmezler, kendini bilen adam bunları der mi hiç.'

Hüseyin Amca, hatıranda kalanlar var mı eski geleneklerden?

'Mesela eski geleneklerimizde düğünler bir Pazar başlar, diğer Pazar'a devam ederdi. 3 gün düğün kesin olur, isteyen 7 gün yapardı. Gece düğün adeti yoktu, düğünler gündüz yapılırdı. Kına yanar geline, düğün odunu atılır, çalgı yapan olurdu, çeyizler develerle taşınırdı, fırında ekmek, nohut yapılır, tatar, dürme makarna, katmer yapılır atılırdı düğün odununun üzerine. Aşağı yukarı 25-30 kişi olurdu odunda. Karşılıklı yararlardı odunu, büyük el testereleriyle keserlerdi, motor falan yok o zaman. Deveciler gelir sarar, çanlar takar götürürlerdi. Yardımlaşma vardı.. Şimdi çağır bakalım benim orada odunum var, saralım geliyor mu bak bir kişi. O zaman imece usulü vardı bu toprak evler yapılırken ben ev örüyorum arkadaş dedin miydi 30-40 kişi toplanırdı. Kargıyı düzeltir, keser, yerleştirirlerdi. Ustaları ayrıydı onun. Üzerine ağaç onun üzerine erişte onun üzerine ak toprak onun üzerine geren toprağı.. Ondan sonra ev bitti mi herkes iner yemeğini yer, yiyen dağılırdı.

Zeynep Ana: 'eski zamanlar daha eyiydi de mi.. Bu zamandan ne olacak, eskiler eyiydi, eyi..'

Yel değirmenleri uzun zamandır işlemiyor, tarihsel gelişimi nasıl oldu?

Hüseyin Amca: 'Onların tarihini bilen mi var? Yoktur gari. Turgutreis, Görece'den, oradan buradan değirmene gelirlerdi. ne zaman yüklediler vergiyi, yükleyesiye millet sattı değirmenleri vazgeçti. Gelir getirmedikten sonra ne etsin adam değirmeni.. Onları fabrika ayarına tuttular o zaman sonra herkes bıraktı.'

Peki eski karakaya?

Hüseyin Amca: 'Oranın da tarihini bilen yok. Çok eski. O evleri 1 kutu kurukahveye verdiler zamanında onu bilirim.'

Şimdi milyonmuş?

Hüseyin Amca: 'Vay babasına..'

Zeynep Ana'nın ekmekleri Salı günleri akşamüstü fırından çıkmış oluyor, Çarşamba pazarını beklemeden taze taze almak isteyenler 0252 394 31 61 numaradan Zeynep Ana'ya ulaşabilir.

Şimdiden afiyet olsun :)