Söylesiler

Dereköy atölye Tonzos

Atölye Tonzos Dereköy

Yolum her Dereköy'e düştüğünde bir dahaki sefere mutlaka uğrayacağım diyerek önünden kaç kez geçtiğimi açıkçası ben de bilmiyorum ama sonunda o gün geldi ve hem Tunca Hanım'la sohbet etme şansını hem de atölyesindeki kıymetli parçaları inceleme fırsatını buldum.

Masalar, sandalyeler, sandıklar, şerbetlikler, yalaklar, küpler, kapılar, tablolar, vazolar ne ararsanız var, bir o kadar da aramadığınız ve anlamlandıramadığınız ama bu harika şey ne? diyerek hikayesini öğreneceğiniz bir sürü parça da var. Bütün eşyaların uzun yolculukları, ilginç hikayeleri var.

Asıl mesleği tasarımcılık olan Tunca Saner yeşil ve sakinlik özlemiyle son altı senedir yaşadığı Dereköy'deki atölyesinde çeşitli bölgelerden eline ulaşan antika parçaları restore ediyor, sergi ve satışını yapıyor.

Sohbetimiz Tonzos Atölyesi'nin hikayesiyle başladı.

Tekstil firmalarında tasarımcılık yapan Tunca Saner 2009 yılında İstanbul'un kargaşasından uzaklaşmak, dinlenmek üzere beş gün için Gümüşlük'e bir arkadaşının yanına geliyor.

Tunca hanım: 'Baktım burada hayat o kadar ağır geçiyor ki; İstanbul'da bir gününe yetiştiremediğin onca işi burada bir saatte yapabiliyorsun. O çok hoşuma gitmişti.' diyor. Ardından beş gün içinde evini tutuyor, İstanbul'a dönüyor eşyalarını toplayıp on gün içinde de şuan ev ve atölyesinin bulunduğu Dereköy'e taşınıyorlar. Kışın ardından Tunca hanım ve eşi Ramazan bey bahçeyi süslemek için küp almaya karar veriyor. Küçük bir araştırmanın ardından da ellerine bir telefon numarası geçiyor, anlaşıp çağırıyorlar küpçüyü.

Tunca Hanım: 'Adam bir geldi; bir kamyon küp tepeleme dolu! İndirdi hepsini beğendiklerinizi alın dedi. Hava inanılmaz sıcak, bir kamyon küp yerde, adam bitmiş terler akıyor şıpır şıpır. Adamın haline çok üzüldüm, döndüm Ramazan'a. sonra ne kadar dedik hepsi? İşte beş bin, altı bin neyse bir rakam söyledi. Baktık Ramazan'la birbirimize. İyi dedik alalım o zaman hepsini, sen de bi daha yükleme kamyona.

Ondan sonra küpleri bahçeye koyduk, koyduk ama hiç küp müp gözükmüyor. 1 hafta sonra adam tekrar geldi mi bize. Bir kamyon daha. Ama bu arada küpler dışarıda ya, gelen geçen sormaya başladı satılık mı, kaç lira vs. Sonra baktık insanlar almak istiyor.

Sonraki hafta bir kamyon daha getirdi bize, ondan bir hafta sonra tekrar geldi bu sefer 3 tane dev küp getirmiş anca sığmış kamyona biri de hala duruyor aşağıda. Neyse küpçü gitti biz de oturuyoruz arkadaşlarla başımıza geleni anlatıyoruz gülüyoruz, ediyoruz derken sonra kamyon tekrar yanaştı bir kamyon daha getirmiş (gülüyor). Bu sefer sorduk küpten başka bir şey yok mu diye, işte abla o var şu var. Bir baktık her hafta bir şeyler getiriyor biz de devamlı alıyoruz ondan sonra da satmaya başladık böyle. Restoratör de olduğum için keyifli oluyordu, dolaplar, kapılar, ekmek tekneleri derken bir sürü şey. O zaman da kimse yoktu bu işi yapan, şimdi herkes deniyor. Bizim için kendi kendine gelişen bir iş oldu yani, şanslıyız. Mesela İngiliz, İsveç ve Fransızlar daha meraklı, değer veriyorlar kıymetli şeyler almak istiyorlar. Türkler o konu da biraz daha farklı önem vermiyor, para vermek istemiyor, ucuz olanları seçiyor kırık olanı var mı diye soruyor vs.'

Tunca Hanım'ın Dereköy'deki atölyesini; Dereköy–Bodrum istikameti üzerinde numara 58'de bulabilirsiniz. Aynı zaman da Kuzguncuk'ta da bir antika dükkanı var.

http://www.tuncasaner.com/