Söylesiler

400 Yıllık Tarihiyle Eklisia

Eklisia

Begonvil ve zeytin ağaçlarıyla sarmalanmış, 400 yılı bulan geçmişi ile tarihi bir ortadoks şapeli; Eklisia. Yıldızların altında, ayın gümüş rengiyle denize döküldüğü yaz boyunca; konserlere, festivallere, dünyanın dört bir yanından gelen sanatçılara ve sanatseverlere ev sahipliği yapan Gümüşlük'ü, Gümüşlük yapan önemli adreslerden biri.

Klasik müzikten, house müziğe ayrı uçların tek adreste birleştiği ve bunun çok iyi bir dengeyle sunulduğu özel bir mekan Eklisia. Aynı zamanda geniş terasıyla, Gümüşlük sahili ve adaları muhteşem bir konumla seyreden barında günbatımını izlemekte bambaşka bir keyif.

Eklisia

Terkedilmiş bir şapele yeniden hayat bulduran Mesut Pekergin de kendine has mizacıyla, Gümüşlük'ün eskilerinden ve sevilen simalarından.. Bizde gittik, mütevazi ve çokça neşeli bir ev sahibi; Mesut Pekergin ile Eklisia severler için güzel anektodlarla 26 yıl öncesinden, bugünlere uzandık..

Gümüşlük hikayesi nereden başladı?

'İstanbul'dan, Bodrum'a taşındım ve iki sene orada yaşadım; paket turizmi başlamıştı o yıllarda ve bir anda Bodrum'un ruhu değişti, her taraf disko oldu bütün o kişilikli barlar laylaylom barlara dönüştü, bir de Turgut Özal dönemiyle birlikte eller havaya şeklinde TÜrk versiyonu da başlayınca iyice tadı kaçmaya başlamıştı benim için. O dönemler ara sıra Gümüşlük'e de gidip geliyordum, bozulmamış, naif, tertemiz bir yerdi. 1988 senesinde de buraya taşındım önce yazı geçirmek üzere bir ev tuttum ve sahilde gümüş takı yapmaya başladım. Çok başarılı geçiyordu haliyle ben de çok mutluydum.. 1 yıl sonra burayı kiraladım, lokal bir kültür merkezi olarak başladı hikayemiz.'

Eklisia

Daha önceden böyle bir merakınız var mıydı, nasıl başladınız?

'Yok.. Kızım istiyor, atölyeyi kurup ona öğreteceğim. Sanat tarihi bilgim vardı ama stilize etme tecrübem hiç olmamıştı ama gümüş atölyesi olan bir arkadaşlarıma yardım ettiğim bir dönem de olmuştu, oradan kalma yani. Buraya gelince; madem Gümüşlükteyim, o zaman Gümüşlük'ün, Gümüşçüsü olayım dedim (gülüyor). İki sene boyunca devam ettim gümüş takılar yapmaya sonra bir ara uzakdoğu seyahatim oldu Endonezya, Malezya vs.. Oradayken Tayland'ta gerçek gümüş ustalarını görünce biraz tırstım tabi. İlk sene gümüşlerimi satarken kilise boş duruyordu. O zaman bir kız arkadaşım vardı o batik yapıyordu, onun bir arkadaşı vardı oda resim yapıyordu ve 3 ümüz kiliseyi kiraladık, daha çok el sanatları çarşısı gibi olmuştu kilisenin içi. Duvarlarda resimler vardı, yukarı sahne kısmı da dükkan gibiydi. İkinci, üçüncü seneden sonra sergiler daha iyi olmaya başladı, hobi sanatçılarından çok gerçek sanatçılar gelip gider oldu çok güzel sergiler açıldı. Şimdi çocuklarla atölyeler yapıyorum, sergiler, konserler öyle de devam edecek. O sıralar bir projemiz olsun ve onun üzerinden ekonomimiz dönsün sonrasında da diğer etkinliklere de yöneliriz kafasındaydık. Daha sonra çok dallanıp budaklandı tabi.. Etkinlikler, öğrenciler derken hepsi benim fikrimdi ama bu seferde diğer etkinliklere pek enerjim kalmıyordu.'

Eklisia

Yazılı kaynak bulmak çok güç, kilisenin tarihiyle ilgili araştırmaların oldu mu?

'Türkiye'deki ortadoksların ruhani lideri, Fener Rum Patrikanesi'nin kütüphanesine sordum orada hiç bir kayıt yoktu. Burada bodrumda araştırmaya gittiğimde sadece tek bir kilisenin kaydı vardı, köylerdeki kiliselerin çoğunun yok, burada zaten hiç bir kayıt yok. Hatta burada sergi planım olduğundan bahsettiğimde, 'Çok seviniriz ahır olarak kaldı kiliseler, lütfen ilişkilerimize devam edelim.' diye bir yaklaşım almıştım. Rum-Ortadoks yani.. Rum mahallesi imiş zaten burası Karakaya'da türkler otururmuş.'

Eklisia'nın gelişimi nasıl oldu, bugünlere nasıl gelindi?

'Burası dönem dönem ilerledi, mesela; 10 sene birlikteliğimiz olan kız arkadaşım Christal vardı, fotoğrafçılıkla ilgiliydi burada çok güzel sergiler yaptı, 93-96 gibi ilk dijital workshop'u düzenledi. New York'tan çok değerli bir fotoğrafçıydı. Bir dönem gitarla ilgili çok güzel etkinlikler oldu, en iyi gitarcılar gelip gidiyordu, bir dönem caz, Klasik Shop vardı arada onlar geliyordu. Ama buradaki en iyi etkinliğim Can Caz olmuştu, Can Yücel, Tuncel Kurtiz, Ali Perret ve Reyent Bölükbaşı vardı, onu da kaybettik.. Gerçi üçünü de kaybettik.. O büyüleyiciydi hepimizin dibi düşmüştü. Tuncel Kurtiz ve Can babayla başka şeyler de yaptık ama en iyisi grup halindeki çalışmamızdı. Sonrasında 1997-1998 deprem ve kriz dolayısıyla bir ara oldu ve onun ardından da 2004 senesinde klasik müzik festivali başladı. Daha programlı bir etkinlik biçimi ile hepsini bir araya toparlayarak festival düzenlemek istiyordum o dönem erenle birlikteydik, piyanistti ve gidip tekrar akademisyen olmak istemiyorum, ders alıp piyano çalmak istiyorum diyordu. Zaten yapmak istediğimizde çok yönlü bir çalışmaydı ve üzerine 5 piyano ile festival başlamış oldu. Ondan sonraki sene klasik müziğe geçiş yaptık çünkü Antalya'da Fazıl Say Piyano Festivali başlamış, ben bilmiyordum.. E tabi Fazıl Say'la yarışma yapacak halimiz yok (gülüyor) ve ertesi sene de klasik müziğe döndük. 1- 2 sene bocaladık, 3- 4' ü zor şartlarda gerçekleştirdik, 5'ten sonra biraz daha iyi, 7 de zaten zengin olduk, 8.'nin sonunda ayrıldık, 9'u da beraber yaptık ve yollarımızı ayırdık. Etkinlikleri o aldı ben de bir mekan kaldı yani (gülüyor). Caz festivali yapmayı planladım ama iki festivalin üstüste binmesini istemediğim için vazgeçtim sonrasında.'

Eklisia

Eklisia'nın yaz programında bizleri neler bekliyor?

'Festival olarak; Ağustos'un başında 7 konserlik Oda Müziği Festivali düzenledik. Oda müziği de çok keyifli bir olay arkadaşların bir araya gelip eğlendiği bir ortamla başlayan, çok güzel repertuarlar, sanatçılar barındırıyor. Solo değil de beraber ilerleyen bir ruh hali. Mehmet Can; kendi grubu orkestrası olan bir arkadaşım aynı zamanda sanat yönetmenidir, onun projesi aslında ben sadece mekanı veriyorum diyebiliriz. Ayrıca caz festivali projem var, belediyeyle görüşmelerimiz devam ediyor, kültür turizmi kapsamında; dünyanın en iyi cazcılarını dinlemek istiyorum diyerek; festival için gelen, yani kendi kitlesini yaratacak bir proje olacak. Onun için Eylül civarı olması festivalin kendisini ortaya çıkartması için daha sağlıklı. Bir yandan bu festivaller sezonu da genişletmiş oluyor. Acelem de yok, huzur en önemlisi. Bakalım, gelecek güzel gözüküyor.'

Dünyanın dört bir yanından gönüllüler çalışmak için burayı seçiyor, işler nasıl yürüyor?

'Gönüllülük kiliseyle çok örtüşen bir ruh, mesela ot topluyorlar ama gönülden yapıyorlar. Ne iş yapsalar keyif alarak yapıyorlar ve ortamda aynı şekilde keyifli oluyor. Eğleniyoruz.. Çok açık kafalı tipler, burayı da benimsiyorlar. Kiliseye bayılıyorlar ilk başta sonra geldiklerinde sahile indiriyorum mesela, bu kadar yakın mıydık denize, orası burası mı vs. bayılıyorlar, gitmekte istemiyorlar.'

Eklisia

Burada yaşamak müthiş, ilham veren bir yönü de vardır mutlaka?

'Olmaz mı.. Çok severim burayı, çocuk olunca küçük geldiği için mecburen başka bir eve çıkmıştık, sonra geri döndüğümde buraya gerçekten çok mutlu olmuştum. Kızım Pia da çok seviyor, Gümüşlük'teki evi burası. Onun için burada doğdu, burada büyüdü sonuçta.'